UM#24 OCC Ultra

Pain is temporary. Pride is forever. / Acı geçici, gurur ebedidir.

OCC (Orsieres Champex Chamonix), UTMB (Ultra Trail du Mont Blanc) organizasyonu kapsamında düzenlenen yarışlar içinde en kısa mesafeli ultra maraton. Bu sene 5.kez koşulan yarış yaklaşık 56,5 kilometre uzunluğunda.

28 Ağustos Salı günü öğle saatlerinde Cenevre’ye geldim ve her zamanki gibi Alpybus minibüsü ile Chamonix’e vardım. OCC’ye katılacağım kesinleştikten sonra konaklama konusunu çabuk halledemediğimden ilk kez airbnb üzerinden yer ayarladım ve merkeze çok yakın (Aiguille du Midi teleferiğine 150 m. mesafede) oldukça uygun fiyata bir stüdyo dairede kaldım. Chamonix’e vardığımda hava muhteşemdi ve zirveler çok net gözüküyordu.

Soldaki sivri zirve Aiguille du Midi. Bulutun sağ alt kısmında Mt.Blanc

 

Mt.Blanc’ın tam aksi yönündeki La Brevent’in finiş takıyla dansı

Havanın yarış günü de böyle olması temennisiyle fuar alanına gittim. Onlarca markanın albenisi yüksek muhteşem ürünlerine bakındım ve eve geri döndüm. Akşamüstü hava kapadı, soğudu ve yağmur başladı.

Organizasyon bu sene koşuculara hangi gün, hangi saat aralığında ve hangi şehirde kayıt işlemlerinin yapılmasını istediğini sormuştu (2016’da bu uygulama yoktu). UTMB’nin internet sitesinde haftalar önce doldurulması gereken bu bilgiler doğrultusunda 29 Ağustos Çarşamba günü saat 10’da (10:00-12:00 aralığını seçmiştim) kayıt merkezinin yolunu tuttum. Yolda UTMB koşacak olan Özgür Öktem ve Tolga Güler’in de bulunduğu kalabalık bir Türk koşucu grubu, fuar alanından geçerken de Cappadocia Ultra’yı düzenleyen Argeus’ten Koray Bozunoğulları ile karşılaştım. Hepsiyle biraz lafladıktan sonra kayıt alanına geldim. Önümde sadece 5-6 kişi vardı. Daha önceki yıllarda onlarca dakika kayıt sırası beklediğimden, organizasyonun ‘saat aralığı’ seçeneğinin ne kadar isabetli bir karar olduğunu düşündüm. Sorunsuz geçen zorunlu malzeme kontrolü sonrasında yarış bilekliğimi ve numaramı alıp tam dışarı çıkacakken bu sefer de 3 hafta kadar önce Açık Radyo’da Alper Dalkılıç ve Elena Polyakova’nın sunduğu Yeter Ki İste radyo programına birlikte konuk olduğumuz organizasyon gönüllüsü Mehmet Kaşkır’la karşılaştım. Birkaç sene öncesine kadar Chamonix’de sayısı bir elin parmağını geçmeyen koşucudan artık koşucusuyla, gönüllüsüyle, fuar katılımcısıyla onlarca kişiye ulaşmış durumdayız. Eve birkaç on metre kala UTMB koşacak olan Amy Sproston ile de karşılaşınca bu fırsatı kaçırmadım.

Eve döndükten sonra 22:30 suları yatana dek yarış sitesinden muhteşem geçen TDS yarışını seyrettim. İlk 3 koşucuyu sadece 1 dk. 43 sn. ayırıyor. 123 kmlik bir yarış için inanılır gibi değil.

30 Ağustos Perşembe sabahı saati 04:45e kurmuş olmama rağmen 03:30 civarı uyandım. İki gecedir çok kaliteli ve yeterince uyuyamamıştım ama sorun da etmedim. Ağırdan alarak hazırlanıp 05:15 gibi evden çıkıp, merkeze yürüdüm. Daha önce organizasyona bildirdiğim üzere son sefer olan 05:30 otobüsüne bindim. (Start alanına gidecek otobüsler için de saat seçeneği koşuculara organizasyon tarafından sorulmakta. Ben her seferinde en son otobüsü seçmeyi tercih ediyorum, çünkü starta dek oldukça fazla zaman kalıyor ve orada bekleyerek geçireceğim süreyi evde geçiriyorum)

75 dk. kadar sonra Orsieres’e (İsviçre) varıyoruz. Etraftaki yamaçlarda bulunan evler Karadeniz’deki yayla evlerini andırıyor; merkez ise şirin ve estetik İsviçre evleri ile dolu. Yarış öncesi karşılaştığım Özcan Köse ve Alperen Çetin’le hedef süreler, malzemeler ve geçmiş yarışlardan konuşuyoruz. Koşuculara sunulan ücretsiz kahvelerden bir bardak içip, ısınmamı yaptıktan sonra 08:15’teki startı beklemeye başlıyorum; hedefim 12 saatin altında bitirmek.

Başlangıç alanına geç gidince, start alan 1572 kişin neredeyse en sonunda çıkış alıyorum. Önümde bu kadar çok koşucu varken yarış başındaki dar sokak ve patikalarda tempom oldukça yavaş ama sorun değil; önümde daha 56 kilometre var.

İlk KN (Kontrol Noktası) 10 km ötedeki Champex-Lac. Önceki gün yağan yağmurdan dolayı zemin yumuşakça ama balçık değil. Sanırım bu etaptı; bir patika ayrımında görevlilerden biri koşucuların ayakkabı markalarını okuyor, diğeri yazıyor (bu istatistiğin sonucunu merak ediyorum). Her ikisini de çok takdir ediyorum; markayı saptayıp söylemek ayrı dert yazmak ayrı dert; çünkü burası koşucular arasında kopma olmayan ve hala peşi sıra geçtikleri bir bölüm. Çoğu tırmanışla geçen 1,5 saat sonunda KNna varıyorum. Buradan daha önce CCC’de akşam, UTMB’de gece geçtiğimden bu masalsı İsviçre kasabasının güzelliğine ilk kez şahitlik ediyorum. Süre tam hedeflediğim gibi. Bu KNda birkaç saniyeliğine su doldurup, göl kenarını takip ederek yarışın 16km.lik en uzun etabına çıkıyorum; bu aynı zamanda üçlü testerenin ilk yokuşu.

Görsel: utmbmontblanc.com

Bir sonraki KN 26.km.’deki Trient. La Giete zirvesine doğru yavaş ama kararlı adımlarla ilerliyorum. Zaman genelde yüzlerce farklı düşünceyi savuşturmak ve soruları cevaplamaya çalışan bir zihin haliyle geçiyor. Saati kontrol ettikçe 11,5 saat hedefi gerçekçi görünmeye başlıyor. Trient’ten de en kısa sürede ayrılıp bana göre yarıştaki görece kısa ama en zorlu yokuş etabına çıkıyorum; hedef Catogne. Her yokuşta tempoma uygun birilerine tutunmaya çalışıyorum ve bu çok işe yarıyor. Neredeyse tüm inişleri koşuyorum ve Vallorcine’e varıyorum. Bir sonraki KN Argentiere; bu etap yarıştaki görece en hızlı ve kolay etap. Sorunsuz geçiyorum. Yaptığım hesaplar 11 saatin altında dahi bitirebileceğimi gösteriyor. Tek yokuş kaldı; La Flegere zirvesini de gördüm mü sonrası Chamonix’e kadar tamamen iniş. Argentiere’den La Flegere’e kadar olan çıkışın tamamına yakını doğal taş basamaklardan ve irili ufaklı ağaç köklerinden oluşmuş değişik bir patika. Kendime her seferinde baton ve kollara yüklenmeyi hatırlatıyorum. Bu tarz yokuşlarda batonların yanımda olmasına her zaman şükrediyorum ve onlara yükleniyorum. Patika bitiyor ama La Fregere hala görünürde değil. Kışın kayak pisti olduğunu düşündüğüm yangın yolu benzeri bir rotadan birkaç dakika daha tırmanıyorum ve son KN da artık görünüyor. Tuhaf bir şekilde iyi ve güçlü hissediyorum.

9,5 saate yakın süre geçmiş durumda ve Chamonix’ye sadece 7,5-8 km.lik bir mesafe var. Eğer 1 saatte finişe gidebilirsem sürem 10,5 saat altı bile olabilecek; inanamıyorum. Yarışta ilk kez kulaklıklarımı takıyorum, batonlarımı katlayıp, kendimi müziğe teslim ederek son etaba çıkıyorum. Parkurun bu kısmı sanırım benim inişlerde en çok sevdiğim zemin türü. Tamamına yakını orman içi patika ve koştuğunuz sürece odaklanma gerektiren irili ufaklı ağaç köklerinin oluşturduğu, yer yer taşların da olduğu bir rota. Dolayısıyla hiçbir adımınız standart değil. Düz ve rutin olmayan bir zemin müzikle de birleşince daha da keyifleniyorum. Bağıra bağıra şarkılara (Alter Bridge, Tremonti, Dream Theater) eşlik ediyorum ve benim tempomda inen bir koşucunun peşine takılıyorum. O olmasa kesin daha yavaş inerdim ama temposu beni de sürüklüyor ve bu süreç çok hoşuma gidiyor. Bir noktada sağ ayak bileğimi hafifçe burkmam bile keyfimi kaçırmıyor; ayakkabımı mümkün olduğunca sıkı bağlayıp devam ediyorum. Basketbol oynadığım yıllarda, ayak burkulması sonrası oynamaya devam edebilecek durumdaysam, burkulan ayağın olduğu ayakkabıyı en sıkı şekilde bağlayıp devam ettiğim günler geliyor aklıma.

Finişe dakikalar kala saat 18:00 civarı UTMB 2015 ve Aladağlar Sky Trail 2016 Kadınlar 1.si Nathalie Mauclair tam ters istikamette yukarı doğru yanımdan geçiyor. Bir an için ‘Cuma akşamı UTMB’de start alacak mı acaba?’ diye düşünüyorum. Yaklaşık 24 saat sonra 170km. koşacak biri şu an neden yokuş yukarı arazide koşsun ki? Yıllar boyu öyle koşuculara şahitlik ettik ki; koşsa da şaşırmam diye geçiriyorum içimden.

Tarif edemeyeceğim duygular içinde Chamonix’de 4.kez bitiş çizgisini geçerken Skyerciyes’i düzenleyen Middle Earth Travel’dan Atıl Ulaş’ın defalarca ‘Cenk’ diye bağırdığını duyuyorum. Sağolsun benim finişim için gelmiş; ayak üstü muhabbet ediyoruz; fotoğraflarımı çekiyor. Benim saatime göre süre 10:12 ancak resmi süre 10:14. TDS ve/veya UTMB’de de aynısı olmuştu. Organizasyon başlangıç çizgisinden geçtiğim anı değil gerçek start anını (gun time) baz almış; kalabalık yüzünden başlangıç çizgisinden 2,5 dakika kadar sonra geçmiştim. Ya kendi zamanıma göre 14:29’da bitirmiş olsaydım, resmi süre 14:31 olarak açıklanıp DNF mi olacaktım? (yarış bitirme limiti 14,5 saatti) Çok da takılmıyorum, sonuçta amacım bitirmekti ve beklediğimden çok daha iyi bir sürede de bitirebildim. Havanın bunda büyük bir etken olduğunu düşünüyorum; çoğu zaman ne çok sıcak ne çok soğuktu ve hiç yağış yoktu.

Foto: Atıl Ulaş

OCC’de beni en çok şaşırtan şey yarış boyunca zorunlu malzeme kontrolü yapılmaması oldu. Diğer yarışların (CCC, TDS, UTMB) hepsinde parkurdaki belli bir KNda zorunlu malzemelerden birkaç tanesi kontrol edilmişti (zorunlu malzemelerdeki eksiklik, zaman cezasına hatta diskalifiyeye dahi sebep olabilmekte).

UTMB organizasyonunun tüm yarışlarında KNlarındaki ikram ve düzen çok üst düzeyde. Neredeyse her tür besin ve içecek bulmak mümkün. Şeker (meyve ve bal hariç) ve türevlerini yemediğimden yarışın genelinde KNlarında şunları tükettim: portakal, muz, çay, kaşar peyniri, karpuz, limon, su, soda (ayrıca yanımda taşıdığım 2 adet hurma ve 2 adet doğal bar)

Koşu sonrasında sadece koşuculara ve organizasyondakilere mahsus ücretsiz yemek verildiği aklımdaydı ama 2013’teki CCC sonrası bu yemekte aradıklarımı bulamamış ve mekandan hiçbir şey yemeden ayrılmıştım. Atıl’ın da finişte hatırlatmasına rağmen, direkt eve gidip duş almayı tercih ediyorum. Daha sonra kaldığım yere çok yakın olan bu yemeğe gitmek için evden çıkıyorum ve ne kadar doğru bir karar verdiğimi anlıyorum. Açık büfeden aklımda kalanlar pilav, soslu tavuk, balık, salata çeşitleri, muz, portakal, kavun, elma, su, soda, meyve suyu, şarap, bira. Büfeye birkaç tur yapıp karnımı doyurduktan sonra eve dönüyorum.

31 Ağustos Cuma sabah 8 sularında Chamonix merkezde beni Cenevre havaalanına götürecek Alpybus minibüsünü beklerken tekrar Nathalie Mauclair’i görüyorum; yine koşuyor. Kafamda aynı soru: ‘Akşam UTMB’de start alacak mı?’ Sonradan öğreniyorum ki koşmamış; derin bir nefes alıp rahatlıyorum.

OCC

Tarih: 30.08.2018

Mesafe: 56 km

Süre: 10:14:18

Sıralama: Genel 682/1572-E 40-49 Yaş 176/397 (Bitiren)

Ayakkabı: Hoka Challenger ATR 2

Baton: Var

Caner Odabaşoğlu’nun tüm parkurlar ve Türk koşucularla ilgili kapsamlı yazıları:

http://uzunpatika.com/utmb-2018-ongorulmeyenlerin-yili/

http://uzunpatika.com/utmb-2018de-turk-kosucular/

4 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*